27/9/2007
YAYINEVİ İNFOSU VE BASIN AÇIKLAMASI TASLAĞI
evet. bir duyuru metni yazdım arkadaşlar.. bunu yeni sitemizden yayınlayacağım.. ancak sizinde fikrinizi almak için buradan paylaşıyorum.. ve birde yazım hataları olabilir, redaksiyoncu hatunlar (ehah ne güzel oldu lan o) bi zahmet beni uyarsın..
evet yazımı dediniz? şöyle:
Sokak Edebiyatı
HAKKINDA
tarihçe:
1.
2000 yılı son baharındayız.. hava oldukça soğuk ve hafiften yağmur çiseliyor.. yer alsancak izmir.. çimlerde bağdaç kurmuş, bir daire oluşturmuş, içiyor ve tartışıyoruz. Beş kişiyiz.. bir de dönüyoruz aramızda, epey sağlam bir şey, yüksekteyiz.. ve midemiz patırdıyor ayrıca.. herşeye karşı yabancıyız.. kendimizi yalnız ve yabancı hissediyoruz. Ve çaresiz.. haykırmak istiyoruz dünyaya, bu işin böyle olmaması gerektiğini haykırmak, daha kolay bir yaşam formu sunmak insanlara.. biz zaten öyle yaşıyoruz. Mimimum ihtiyaçlar için mimimum mesai saatleri, ve daha çok hayat.. tuncay�ın üç adet kitabı var.. hazır. Bitmiş.. kimse basmıyor ama. Bir çok yayınevi ile görüşmüş, rededilmiş.. kötü bulunmuş. Şu. Bu. �olmayacak bu iş� diyor bize, �kötü yazıyorum�,
�hayır� diyorum, �okuduğum en iyi denemeleri yazıyorsun moruk, fikirlerin harika, sadece alışkın değil insanlar bu kadar çıblak bırakılmaya, hepsi bu, tüm saftasalarını, gerzek yaşam biçimlerini yüzlerine vuruyorsun, ve korkuyorlar� diyorum,
�hayır� diyor, �kötü yazıyorum. Beş para etmeyen bir hiçim ben.�
�tamam� diyor seçil, �sikmişim yayınevlerini, kendi kendimizi basıcaz�. Hepimiz bir şekilde, birşeyler yazan, ama öykü, ama şiir, ama makale, ama inceleme, birşeyler üretebilen ve düşünceleri çok aykırı olan insanlarız.. dünyayı havaya uçurabilicek kadar tehlikeli fikirleri var tuncay ve refik�in. Ve beş yıldır beraber yaşayan iki sıkı dostlar, her ikiside uyuşturucu bağımlısı. Her ikiside güç bela yaşama devam ediyor, altınvuruş an meselesi yani, damarlar delik deşik, mide hap parçaları dolu, kafalar daima yüksek.. seçil, aile kavramını ve burdan yola çıkarak tüm toplumsal değerleri yerle bir edebilicek bir deneyime ve birikime sahip.. özlem, sadece bireysel dışavurumlar ile içindeki acıyı kağıda döküyor.. ben bi bok parçası olarak yanlarında değer görmüşüm. Hiç bi sikim yazabildiğim yok kaydadeğer..
�tamam� diyor seçil.. �sikmişim yayınevlerini, kendi kendimizi basıcaz.� Gülüyor tuncay, ama alaycı bir gülüş değil bu, çaresizlik ve umutsuzluk dolu bir gülüş,
�tüm paramız sarhoş kalarak hayata tutunabilmek için aldığımız zehirlere giderken, nasıl yapıcaz bunu canım?� diyor
�bilmiyorum� diyor seçil, �ama başka şanşımız varmı? Haykırmak istemiyor muyuz?�
�zor� diyor, refik, �çok zor, resmi kurumlar, devlet daireleri, biraz resmiyet, ıvır zıvır�
Tartışmanın başından beri susan ben,
�abi denemek lazım� diyorum, �olur belki ha?� ben onlardan epey küçüğüm, eğitiliyorum o sıralar, yanlarında pek konuşmuyor, sürekli onları dinliyorum, ve bana çok büyük bir saygı duyuyorlar, haketmediğim kadar çok, ben anlam veremiyorum buna, ben kimim ki diyorum, ne yapabilirim, onlara inanıyorum, onlara tutunuyorum, hepsi bu..
2.
Sonra zaman gelip geçiyor.. çoğu öykümdende öğrendiğiniz üzere, grup dağılıyor, kimisi hollandaya, kimisi bristole, kimiside almanyaya gidiyor.. ben izmirde tek başıma, piç gibi kalıyor ama yılmıyorum, yapıcam diyorum, bu iş olucak. Olmalı.. sonra bir gün, o dönemlerde kapattığım internet sitesini, bir tür kişisel blog�um olan sokakedebiyati�ni açıyorum, o zamanlar sadece benim yazilarim var, ve �sokakedebiyati.i8.com� olarak bedava bir hosting�den yayın yapıyor, ve sadece yazı var içinde, tek kare resim, tasarım, yada başka bişi yok.. yıl 2001.. sonra, yine kapatıyorum. Çünkü daralıyorum. Çünkü yalnızım. Çünkü içim acı dolu.. ve nevrotik gelgitler yaşıyorum, yaşama devam etmek ve intihar etmek arasında� sonra bir gün, liseden bir arkadaşım ile yeniden iletişim kuruyor bu esnadada siteyi yeniden açıyorum, bu kez adresi �sokakedebiyati.4t.com� yine bedava hosting, ve bu kez farklı bişilerde var.. �yazılarınızı sitemizde yayınlayabiliriz mail yolu ile gönderin� gibi bir panel mesela.. herneyse, liseden olan arkadaşımın adı göçmen, bir müzik grubunun, izmirin ve hatta türkiyenin en köklü (kuruluş: 94) rap grubunun bir üyesi, ve onların müzik gruplarına websitesi yapıp yapamayacağı soruyor bu esnada benim sokakedebiyati sitem ile tanışıyorlar.. ve grubun üç elemanı (raplik, filo ve göçmen), bişiler yazıp bana veriyorlar, kağıt üzerinde, ben onları evde pc ortamına aktarıp siteye koyuyor ve göçmen ile yeniden fanzin yapmaya başlıyorum. Zaman gelip geçiyor.. psikozlar. Uyuşturucu. Alkol deliliği.. bitmeyen üniversite.. parasızlık.. o. Bu.. şu.. (ve hala kopya çektiğimi söylediğiniz bukowski�den haberdar değilim).. herneyse birkaç fanzin çıkıyor.. sonra site biraz daha genişiyor ve 2003 yılında 4. kez kapanıyor.. (4. kez mi? Evet arada bazı yerleri es geçiyorum, 4 oldu bile), sonra emin yıldız ile tanışıyorum, tanıdığım en iyi, en samimi, en içten ve en savunmasız insan. Savunmasız derken, size zerre kötülüğü dokunmaz asla.. ve çok birikimli.. (bunlar onu rahatsız edebilir, bu kadar övülmek, ama o olmasaydı ben hala devam ediyor olmazdım), emin abi fanzinlerime, yazılarıma ve bana değer veriyor.. onun butik�ine koyuyoruz fanzinleri. O ve tunç abi bize çeviri yapıyor bazen. Fikir veriyor. Derdimizi sıkıntımızı paylaşıyor. Göçmen ile benim.. sonra zaman gelip geçiyor.. olmuyor işte. Bi türlü olmuyor.. siteden defalarca kez, �yazıyorsanız mail ile gönderin� diyorum, �fanzinlerimizi almak isterseniz mail atın, bedava� diyorum. Kitapevlerine fanzin bırakıyorum. Kimse almıyor.. ve site aşağı yukarı 7. kez kapanmış oluyor. Kendimi yeniden uyuşturucuya vuruyorum. Yıl 2003.. bir psikoz. Ve hala bitmeyen üniversite boğazıma yapışmış. Bu esnada kurşun kalem ile tanışıyorum.. ve bakıyoruzki, aynı şeyi konuşuyor, aynı derdi paylaşıyoruz.. sonra yağmurcu. Sonra paslı teneke. Sonra recorded papers.. sonra fanzinler yine çıkıp site yine açılıyor. Vs vs.. yine kapanıp yine açılıyor. Kapanıp açılıyor. Aç kapa aç kapa artema.. (para aldım bu reklam için evet, itiraf ediyorum), herneyse dostlar, sonra yıl 2004 oluyor, ve bir gün bir sitede bukowski diye bir adam keşfediyorum, bakıyorumki, benim gibi yazıyor, tabiyki ben onun yanında bir kum torbası kadar bile işe yarar şeyler yazmamışım.. ama dert aynı hemen hemen. Hatta önceden yazdığım bazı şeyler, biraz paralel.. neyse, sonra bu adamı çok seven bir hatuna, bayan arıza�ya mail atıyor, ve fanzinimiz için birşeyler yazıp yazamayacağını soruyorum, bukowski hakkında.. zaman gelip geçiyor, ve o da bi çok konuda bana yardım ediyor.. ama bir şekilde ipler kesiliyor sonra.. ve bu esnada yıl 2005 oluyor, ve siteye ersoy albayrak, tozasor gibi iki ağır top yazıları ile destek oluyor.. onlarda henüz olan bitenin farkında değil. Bende.. sadece yazıyoruz. Ve bir süre sonra, öyle bir şey oluyorki, mail adresimiz gelen yazılardan dolup taşıyor, fanzin isteyenler, yazı gönderenler, şu bu vs vs.. herşey iyi gidiyor.. gidiyor gibi oluyor.. ama benim kafam bozuluyor ve tecilimi bozuyorum. Ve askerlik.. ve uzun bir süre herşeyi rafa kaldırıyorum. Sadece site, tozasor�un sayesinde, yayın hayatını sürdüyor.. ve ben askerde sürekli, sonra napıcağım üzerine notlar alıyorum.. ve sonra bitiyor askerlik.. ve birkaç duyuru denemesinden sonra, hiç kimse, duvar dibi, veronika ve gölge bana kulak veriyor.. yaparız bu işi diyorlar.. sonra izmirden eski dostlarım, yağmurcu ve kurşun kalem�de arada toplandığımız zamanlarda, içmek ve paylaşmak için acımızı; fikirlerimi, ne plandığımı sorup, çok zor, ama yanındayız diyor.. ve tabiyki recorded papers, uzun bir süre sonra mesaj atıp, askerden döndüğümü haber verip dergiden bahsettiğimde, eski konuşmalarımızdaki heyacanı onunla yine yaşıyor ve tekrar çalışmaya başlıyoruz.. ve tabiyki akhylys, yazdığı bir mailde, bir çok konuda desteğini gösterip, elinden gelebilicek sayısız şeyi sayıyor ve somut olarak başlıyor çalışmaya.. (hepinizi tek tek sayamadığım için çok özür dilerim, ama yazı akıyor, isimler rast gele çıkıyor) sitedeki, ve hayatımdaki, bir çok insan, bir şekilde, nasıl olduğunu bilemesemde, bir şekilde, bir tartışma platformu oluşturuyor.. ve o tartışmalardan gün ışığına çıkan tek somut değer; �olabilir, çalışmak gerek� gerçeği.. yayınevi? Çok zor.. ama olabilir.. dergi? Yayınevine göre daha kolay. Ama o da zor.. ve evet.. herşey 7 yıl önce, alsancakta, çimlerde içen birkaç deli arasında, sarhoş kafalarda patlak verdi, ve hala, alsancakta çimlerde içen başka birkaç deli tarafından yapılan toplantılar ile somutlaşıyor. Ve siteye giren, görüş belirten, mail atan, msn denen zırtapozluğu açtığımda �selam, dergi ne durumda, yapabileceğim bişi var mı?� diye soran, bir çok insan, harikulade bir ruh, ve 7 yılın sonucu olarak, artık asla kapanmayacak bir site, geri adım atmayacak bir oluşum ve hiç bi vuruş karşısında yıkılmayacak bir duruş var.. ve bu arada sizlere kısaca özet geçtiğim şu süreç, o sıkıntılar, sinir krizleri, maddi olarak çok büyük bir kayıp, ve manevi olarak büyük acılar, boşa değilmiş diyebilmek, en azından kendi adıma, beni mutlu ediyor.. sokak edebiyatı oluşumuna destek olan ve adı burada geçen veya geçmeyen, ama bir şekilde acımızın bi ucundan tutup, çekip çıkarmaya çalışan, tüm o insanlara, (tek tek saymak gereksiz) teşekkür ediyor, ve diğer bir konuya geçiyorum�.
Sokak edebiyatı nedir?
Sokak edebiyatı, bakıldığında çok basit duran, kolay hazmedilir, herkesin anlayabileceği basit ama sade bir dil ile yazılan edebi ürünlere yer veren, bir e-zine ve fanzin olmasına rağmen, aslında, arkaplanında çok daha derin ve yıkılmaz bir değer taşıyan, bir oluşum, ve belkide tek mutluluğumuzdur, -acımızı yansıtmasına rağmen..
ve şu an bu oluşuma destek veren, yazan eden, çizen, içen ve kafadan sakat insanlar �bizi hiçbir yayınevi bu şekilde kabul etmeyecek anlaşılan� diyerek, kendi kendilerine bir yayınevi kurma hazırlığı içerisindeler.. ve bir dergi çıkaracaklar.. içeriği bir hayli sert olması bekleniyor. Ve bir o kadarda samimi! Daha sonra, eğer bu işi sürdürelebilir bir maddi geri dönüşüm elde ederlerse, (çünkü hepsinin cepleri delik, son paralarını belkide bu işe yatırıcak insanlar var aramızda, yada benim gibi alamadığı maaşının çoğundan fazlasını), dergi devam edicek, ve baskı sayısını çoğaltmaya çalışarak, büyümeye ve böylece ileride, belki başka dergiler, kitaplar, hatta gazete, hatta internet radyomuzun daha düzenli ve bir fm bandından yayın yapan hali, özünde ise kendilerine özgürce, yazılarına başka bir eli dokundurmadan yayınlayabilecekleri bir platform ve en önemliside bir yaşama alanı yaratıcaklar.. herşey ne kadar samimi olduğumuz ve ne kadar çok çalıştığımız ile ilgili. Ne demiş atalarınız: çalışan kazanır, elması kızarır..
bu ülkede, zor bir şeyin peşinden koşuyoruz, okuyucu sayısı epey az olan, ve medyanın ağır tahribatı ile düşünemeyen insanların çokluğuna rağmen, biz elitist ağır abilerin takdirini kazanmaktansa, sokaktaki şarapçıdan bir �eyvallah çocuklar� demesini bekliyoruz, günde 12 saat mesai yapıp sonra eve gelip ilkokuluna giden oğlunun matematik problemini çözerken bir yandanda yemek yapan kadınların, �tv izlemek yerine artık sizi takip ediyorum� demesini istiyoruz. Çünkü öykülerimizde, bu insanlardan, bu insanların, aslında çoğunluk olan, ama nedense bir şekilde köşeye sıkıştırılmış, üzerinde ciddi bir tahakküm kurulmuş, ve sürekli sömürülen bu insanların çektiği acıyı anlatıyoruz. Kendi acımızı.. ve bu acı, artık açığa çıkmalı.. saçmasapan yazarların, ve absordik ( o ne demek tdk!), kitapların piyasada kol gezdiği, best-seller süsü verilip çok satılmasının kolaylaştırıldığı bir dönemde, biz farklı bir açıdan edebiyata bakarak, sadece yayınlanmayı hakeden ve anlattığı bir derdi, sıkıntısı olan eserleri, yayınlamayı uygun görücez� �sokak edebiyatı yayınları�nın tek bir problemi vardır, o da maddidir.. çünkü çoğumuz, işsiz güçsüz, yada üç kuruş için günde 10-12 saat sömürülen, veya öğrenci olup gereksiz bilgilerle kafası şişirilen insanlarız.. ve bu yüzden, bizlere, hareketimizin kesintiye uğramaması için, borç vermenizi teklif ediyoruz.. yazarlarmızdan recorded papers�in dediği gibi:
�dizgi bittikten sonra sermaye oluşturulmaya başlanacaktır. herkes istediği kadar parayı belirlenmiş hesaba yatıracak. bu toplanan paralar dergi kar ettikçe sahiplerine iade edilecek. bağış istemiyoruz borç istiyoruz. bize güvenebilirsiniz. paranızı sokağa yatırın. çocuklarınıza birşey kalsın.�
Mesele bu kadar basitken, olayı bir takım güven üzerine sözler vererek uzatmanın anlamı yok. Sokak edebiyatı 7 yıldır buradadır.. 7 yıldır �do it yourself� demekte, ve hiçbir ticari kaygı ile aptalca işlere (sponsor gibi) bulaşmamaktadır! yayınevimizin tek derdi, içinizdeki sıkıntıyı, üzerine ikinci bir kalem değmeden açığa çıkarmak, ve �sözü olduğu gibi söylemek�tir.. kapımız, yayın formatımıza uyan her türlü öykü, şiir, düz yazı, deneme, çizim, fotoğraf, araştırma, inceleme, eleştiri, makale, ve sanatın her türüne açıktır.. yeterki, samimi, açık, anlaşılır, ve kendinden emin bir uslubu olsun. Evet, kendinden emin.. çünkü biz korkmuyoruz, içimizden geçenleri kağıda dökmek konusunda..
Biz burdayız.. ister uzaktan izler, ve �çok zor olm, yapamazsınız lan, çok zor bir şeye kalkışıyorsunuz� deyip bizi hafife alır, ve kendi içinizde kapana kısılarak bir takım üzerinizde kalem oynatıcak dergilere, yayıncılara bel bağlar, yada bizimle birlikte, sokaktaki insanın, en yalın hali ile resmediliği bir ifade tarzı ile; küfrün, sarhoşluğun, aşkın, duvarları tekmelemenin, bi yerlerini kanatmanın, intiharın, odada tek başına oturup saatlerce müzik dinleyip sessizce ağlamanın çok doğal karşılandığı, bir ortamın içinde olursunuz.. biz 7 yıldır burdaydık, bi 700 yıl daha ortadan kaybolmaya niyetimiz yok.. çünkü bizden önce, bizim gibi deliler daima vardı, ve bizden sonrada olucak.. bi nevi tımarhanedir sokak edebiyatı, ama deliliğin normal karşılandığı, normalliğin yadırgandığı bir tımarhane. Ve bizi delirtenlerin yüzüne kezzap kadar yakıcı bir dergiyi fırlatıcaz.. biz bu kadar iddaalı iken, sanırım ne derece güçlü olduğumuzu da anlamış olmalsınız. Deli kuvveti.. uyarıyorum!!! Şimdilik eyvallah..
Sokak edebiyatı editörleri adına
girdap.. (yada siz ne derseniz işte.. ismin bi önemi yok.. )
KURULUŞ AŞAMASI




0 yorum yazılmıştır